Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
BİZDEN NE İSTİYORSUNUZ ?
M. Beşir BUYRUK
mbesir24@hotmail.com
BİZDEN NE İSTİYORSUNUZ ?
17 Ocak 2008 Perşembe

BİZDEN NE İSTİYORSUNUZ SEVGİLİ DEYİMLER?

Anadolu kültürünün vazgeçilmezlerinden, dilin en uçuk maharetleridir deyimler.

Bizim büyüklerimiz işi sıkı tutmuştur yıllarca. Deneyimler, olaylar ve sonuçlar hakkında her zaman söylenecek bir şeyler olmuştur. Belki de yorum yaparken tesadüfen bulunmuştur bazıları.

Öyle ki bu dünyada başınıza gelebilecek her olay hakkında mutlaka ve mutlaka bir deyim vardır! Bunun sebebini araştırmaya gerek yok sanırım, çünkü hayatın ta kendisidir deyimler.
DEYİM: Çoğunlukla gerçek anlamından ayrı bir anlam taşıyan, en az iki sözcükten oluşan
kalıplaşmış söz ya da sözcük grupları.eş.Tabir.
Acaba bizden ne istiyor deyimler? Her biri ayrı bir cevher aslında. Onlarla yaşıyoruz, onlarsız yapamıyoruz? Onlara hak ettikleri değeri verebiliyor muyuz?

Şimdi bu da nereden çıktı dediğinizi duyar gibi oluyorum ancak her şeyin bir sebebi vardır elbet. Bu yazının da kim bilir ne sebebi var?

EN ÇOK KULLANDIKLARIMIZ
En seçme deyimlerden örnekler vererek konuyu biraz daha açalım isterseniz.
Ancak burada bir husus var ki ilgisi olanların dikkatle okumalarını tavsiye ediyorum. Bazı deyimlerin anlamlarını aktarıyorum ki, her deyimin bir sebebi olduğu bilinsin.
Aba altından değnek göstermek, abayı yakmak, Abesle iştigal etmek, Açlıktan nefesi kokmak, Adam sen de, Adam olmak, Ağzının kokusunu çekmek, Ağzı süt kokmak, Allah versin, Ali kıran baş kesen, Altta kalanın canı çıksın, Avcunu yalamak, Baltayı taşa vurmak, Başı göğe ermek, Belasını bulmak, Bindiği dalı kesmek, Çiğ süt emmiş olmak, İbret almak, İçi gitmek, İğne atsan yere düşmez, İki arada bir derede kalmak, lafa tutmak, laf ebesi, Leb demeden leblebiyi anlamak, rahatına bakmak, ruhu bile duymamak, rahmetli olmak, tadı damağında kalmak, tam takır kuru bakır, tam üstüne basmak, vaktini almak, yağcılık etmek, yakayı ele vermek, yalayıp yutmak, yan yan bakmak, yere bakan yürek yakan, zevkini çıkarmak, zıvanadan çıkmak gibi.

Peki bizden ne istiyor deyimler? Bize bir mesaj mı? Ya da hayat dersi mi?

Bir deyimin ne şekilde ortaya çıktığını anlamak ise ayrı bir heyecan veriyor bana, sizlerle paylaşmak istedim.

FOYASI MEYDANA ÇIKTI
Kuyumcular yaptıları yüzük,kolye,küpe gibi ziynetlerde kullandıkları elmasların arka kısmına foya adlı maddeyi sürer,bir çeşit ayna gibi ışıkların yansıtılmasını sağlarlarmış.
Zamanla foyalar çıkar ,dökülür.Bu benzetme yapılarak sahte,yalan işlerin ortaya çıkması anlamında deyim olarak kullanılır.

AYIKLA PİRİNCİN TAŞINI
(Bir zorluğu çözümlerken, bir engeli ortadan kaldırmaya çalışırken bazen hiç beklenmedik sürpriz olaylar çıkar ve daha büyük engeller karşınıza dikilir. Böyle durumlarda bu deyim kullanılır.)
Deyimin öyküsü Osmanlı tarihine dayanır. Yavuz Sultan Selimin Yemen’i Osmanlı topraklarına katmasından bir süre sonra Yemen’de isyan çıkmış, uzun uğraşmalar sonunda Yemen Fatihi Sinan Paşa duruma hakim olmuş; Yemen bundan sonra 400 yıl Osmanlı egemenliğinde kalmıştı. 

Söylentiye göre Sinan Paşanın askerleri bir gün çölde konaklamış. Yemek pişirmek üzere hasır torbalar içindeki mısır pirinçlerini yere serdikleri büyük bir çadırın üstüne dökmüş ve taşlarını ayıklamaya başlamışlar.
Bu sırada bir fırtına çıkmış ve rüzgarın savurduğu bir kum bulutu pirinçlerin üstüne inerek, ufak bir tümsek halinde yığılmış.
Kumların altında kalan pirinçlere bakakalan yeniçeriler arasından şakacı bir asker, arkadaşlarına:
-Biz Allah’ın nimetini taşlı diye beğenmiyorduk, bizim gibi günahkar kullara üç beş taş az bile gelir. Asıl şimdi ayıklayın bakalım pirincin taşını. Ulu tanrımız, Kabe’ye hücum eden fil sahiplerinin başına ebabil kuşlarından taş yağdırmıştı. Bizim başımıza da daha büyük taş yağdırmadan hemen tövbe edelim, diyerek arkadaşlarını güldürmüş.

Sevgili okuyucular bir yazının daha sonuna gelirken yine aynı şekilde bitirelim yazıyı. Hepinizi ve hepimizi emaneti en iyi koruyan Allah’a emanet ediyorum. Görüşmek üzere.

top read