Tel: +90 536 860 91 09 | Destek MSN: bilgi@erzincan24.com
Yazılım - Görsel Tasarım: BG Medya
![]() İhsan ÜNLÜ ihsan66@gmail.com |
Zamanın birinde bir şapka firması, iki görevlisini şapkanın hiç bilinmediği bir yabancı ülkeye gönderir. Kendilerinden orada gözlem ve inceleme yapıp o ülkenin şapka ihracatı için müsait olup olmaması noktasında rapor istenir. Beklenen gün gelir ve iki görevli incelemelerini tamamlayıp dönerler. Sonunda ikisinin raporu da dinlenir. Birisi raporunda der ki: Orada kimse şapkayı tanımıyor. Onlara yeni bir ürünü tanıtmak ve sunmak çok zor..Diğeri ise şöyle der: Onlar için şapka çok değişik ve eğlenceli. Güzel bir reklam ve pazarlama yapılırsa, çok iyi bir yatırım olabilir…
Sizi bilmem ama ben bardağın dolu tarafına bakanlardanım. Bardakta az bir su varsa-ki vardır- bardağa boş diyemeyiz. Ümitsizlik kimseye yaraşmaz, hele Müslümana hiç yakışmaz. Öteler ötesi zaman ve mekanlara inananlar için, bugünün nâhoş günlerine takılıp karamsarlığa kapılmaları doğru olmaz.
Evet yara ağır, dert ve sorumluluk büyük ancak dağına göre kış veren âlemlerin Rabbinin zâtı ve hesabı her şeyden büyüktür. Ben inanıyorum ki bugünler de gelip geçecek, bu badireler de atlatılacaktır.
Birileri bu ülkenin aydınlık yarınlarına ne kadar dinamit koyarsa koysun, kış mutlaka yerini bahara bırakacaktır. Karanlığın en koyu anı da aydınlığa en yakın olduğu andır zaten. Biliyorsunuz günün iki fecri vardır. Biri akşamın ufku olan magribî fecr. Diğeri de sabahın şafağı olan maşrikî fecr. Bu ülke insanı yeterince magrib fecrlerinde geceledi. Artık beklenen, yepyeni bir güne uyanan o muhteşem şafaktır. Şafak vaktinin söküşünü belki biz göremesek de evlatlarımız en güzel heybetiyle göreceklerdir inşallah.Yeter ki biz umudumuzu kaybetmeden aşkla şevkle çalışalım. Kendimiz için istediğimiz hak ve talepleri başkalarına çok görmeyelim. Kendi gittiğimiz yolun doğru olduğu söyleyelim ancak başka doğrulara da kulak verelim.
Her zaman söylediğim gibi, özgürlükler bize gökten zembille inmeyecek. Birileri tarafından ulûfe olarak da dağıtılmayacak. Özgürlükler, aslında birbirimizin elinde. Haklarımızı biz talep edip peşine düşecek ve alacağız. Bunu yaparken de kırıp dökmeden usulü dairesinde yapacağız ki haklı iken haksız duruma düşmeyelim.
Yine bu ülkede sadece kendimizin hak ve taleplerini değil, başkalarının da en az bizim kadar masum hak ve taleplerini arzu edeceğiz. Bugün bir başörtüsü sorununu, Güneydoğu sorunundan ayrı düşünemeyiz. Bir katsayı sorununu, Alevi vatandaşların sorunundan ayrı değerlendiremeyiz. Fikir ve vicdan hürriyeti sorununu, eğitimin sorunlarından ayrı göremeyiz. Demokrasiyi herkes kendisi için değil, herkes herkes için istemediği müddetçe sorunları artırmaktan öteye bir şey yapamayız. Gerçek demokratlık, Sivas Madımak oteldeki yanan insanları anmak kadar, Başbağlar’daki insanları da unutmamaktır; temyiz çağına gelmiş genç bir kızın üniversitede başörtüsüyle okumasını istemek kadar, Alevi vatandaşın cemevindeki ibadetini rahatça yapabilmesini dileyebilmektir. Kendi çocuğumuzun istikbalini düşünerek en iyi okullarda okumasını arzu etmek kadar, katsayı engeliyle karşılaşıp istediği okullarda okuyamayan yavruları da düşünebilmektir.
Artık ortak akılla hareket etmenin zamanı geldi de geçiyor bile. Gün, ferdi anlamdaki demokratik hakların talep edildiği gün değil, toplumsal demokratik hak ve taleplerin savunulacağı gündür. Bunun da çok güzel örnekleri verilmeye başlandı şükür. Sevinerek görüyoruz ki, her türlü darbeye, çeteleşmeye, entrika ve senaryoya, kirli mafya ve siyaset ilişkilerine, haksızlık ve zulme karşı her kesimden ortak bir ses yükseliyor. Bu ortak akıl ve ortak sesi ne kadar yükseltebilirsek o kadar çabuk yol ve mesafe alınacaktır. Çok şükür ki bu ülkede artık namussuzlarının cesareti kadar namusluların da cesareti artıyor ve sesleri gür çıkıyor. Ağır aksak da olsa gerçek demokrasi yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Ayakların baş, başların ayak olduğu günlere evlada zamanı geliyor galiba.
Bu gelen, demokratik barış ve hoşgörünün hakim olduğu günlerin ayak sesleri gibime geliyor. Çoğu gitti, azı kaldı. Dayan ülkem, güzel günler göreceğiz..
