Tel: +90 536 860 91 09 | Destek MSN: bilgi@erzincan24.com
Yazılım - Görsel Tasarım: BG Medya
![]() İhsan ÜNLÜ ihsan66@gmail.com |
Bu başlığı görünce haklı olarak bugünkü Türkiye-Almanya maçını kastettiğimi zannettiniz. Artık ondan şüphemiz kalmadı. Allah’ın izni, millilerimizin gayretleriyle Almanları da devireceğimizden eminim. Bu safhaya kadar gelen Millilerimiz, gerisini de getirecektir. Aksi bile olsa, gelinen nokta dahi fevkalade büyük başarıdır.
Benim asıl burada bahsetmek istediğim konu ise; ülkemizin demokrasi mücadelesidir.
Bu ülke, bu mücadeleden alnının akıyla çıkabilecek mi? Yoksa bugünkü ahvali kabullenip geriye mi dönecektir?
Sağ-sol, laik-anti-laik, çağdaş-çağdışı gibi kavramların yerini artık statükocu-yenilikçi kavramlara bıraktığı günümüz dünyasında yerimiz neresi olacak?
Evet, artık yetmişli yıllarda yaşanan klasik sağ-sol fikirleri bugün artık içi boşaltılmış birer kavram olarak önümüzde duruyor. Dünün en solcusu bugün sağda, en sağcısı solda yer alabiliyor. Dünyadaki konjoktürel gelişmeler ve değer algılamaları ülkemizi de yakından etkiledi. Dün, demokrasi ve insan hakları savunusu olan eski tüfekler bugün bakıyorsunuz, laikliği koruma(!) adına bugün göz göre göre bu değerleri ıskalayabiliyor.
Öte yandan, dün en sağda gerici-yobaz diye gösterilen insanlar ise, bugün, daha ilerici ve yeniliklere açık demokratik bir tavır sergileyebiliyor.

Aslında emekleyerek de olsa, deneme-yanılma yoluyla da olsa iyi bir yoldayız gibime geliyor.Bırakın çıkarları elden giden sahte demokratlar ve laikçiler bağıra dursun, artık yeniliklere açılmanın ve özgürlükler önündeki engellerin kaldırılması zamanı çoktan gelmiş ve geçiyor bile..
Bugün, ileri demokrasilerde hak ve özgürlüklerin önünün alabildiğine açıldığı bir dünyada yaşarken; iç dünyamızda hala en temel insan haklarını tartışıyorsak vay başımıza gelenlere!Darbe mantığının izlerini taşıyan bir anayasayı bile değiştirirken bu kadar çığırtkanlık koparılıyorsa, daha alınacak epey mesafe var galiba.
Tekrar başa dönüp Milli takımımızdan söz edersek; Millilerimiz bize çok güzel bir ders verdi aslında. Her şeyden önce, maçın 90 dakika olduğunu, hakemin bitiş düdüğü gelmeden her şeyin bitmeyeceğini, pes etmeden sonuna kadar mücadele edilmesi gerektiğini gösterdi gençler.
Yine, inanç, azim ve gayretin sabır ve umutla birleştiğinde ne büyük sinerji oluşturduğunu, bu güç karşısında kimsenin duramayacağını anlattı onlar.
Öte yandan Milli tarih ve şuurla bizi buluşturarak, toplumun her kesimine büyük bir heyecan ve coşku yaşattılar. Dikkat ettiyseniz toplumun her çeşit katmanından (ırkı, rengi, inancı ne olursa olsun) insanlar ortak bir coşku ve mutluluğu yaşadı. Doğrusu bu tabloya çok da ihtiyacımız olan şu günlerde, büyük bir motivasyon yarattılar.
Şimdi gelelim diğer mücadeleye; Ülkemizin daha modern, demokratik ve sosyal bir ülke olmasına katkı sağlayacak bu mücadeleden de alnımızın akıyla çıkacağız inşallah. Bunun için de azimli, kararlı, en az kendimiz kadar başkalarının da hak ve özgürlüğüne saygılı, demokrat ve empatik bakabilen bir tavrı geliştirmemiz gerekiyor. Bunu yapmamız ve başarmamız çok zor değil. Çünkü bizim medeniyet kodlarımızda ve geleneksel anlayışımızda zaten hoşgörü ve birlikte yaşama tecrübesi mevcut.
Yeter ki, siyasiler ve rantçılar gölge etmesinler. İnsanımız zaten yüzyıllardır, bir arada yaşamanın formülünü bulmuş ve mahallinde bunu en güzel şekilde yaşıyor. Siyasilerin yapacağı en büyük iyilik, bu sosyal mutabakata uygun bir anayasa düzenleyip hayata geçirmeleri olacaktır.
Öyle bir anayasa olmalı ki bu; ortak aklın ve bilimin ışığında, özgürlükçü ve insan haklarını merkeze alan; herkesin ve her kesimin kendini orada bulacağı, ülkemizin önünü açacak çağdaş ve yapılandırmacı bir anayasa olmalı.
Neden olmasın? Bak, Millilerimiz isteyince her zorluğun üstesinden gelinebileceğini gösterdiler bize. Gelin biz de yavrularımızı örnek alarak, çok zor gibi gözüken ama hiç de zor olmayan şu demokrasi ayıbımızı ortadan kaldıralım.
Genç kızlarımızın gözyaşları artık dinsin, fikir çilekeşlerimizin endişeleri dağılsın ve rahat konuşup yazabilsinler, insanlar istedikleri gibi inansın ve inancının gereğini dilediği yerde yerine getirebilsin, herkes istediği eğitim kurumuna gidip dilediği eğitimi alabilsin, sosyal devlet ve adalet anlayışı toplumun tüm katmanlarını kuşatabilsin. Bütün bu talep ve istekler, ortak aklın ve kanaatin beklentisidir. Bunlar olmayacak şeyler ve birileri tarafından dağıtılan ulufeler değildir.
Yeter ki biz, haklarımızı ve haklarımızı nasıl arayacağımızı bilelim. Haklarımızı ararken, haksız duruma düşecek tavır ve sözlerden kaçınalım. Unutmayalım; Haklı olduğu davada hakkını aramayan, hakkıyla birlikte onurunu da yitirir.
Ne dersiniz, Milli takımla birlikte biz de demokrasi kupasını kaldırabilecek miyiz?
