
BU DA GEÇER YA HU !
Benim gibi bunu yüreğinde hissedenlerin (!) ceddi olan Osmanlılar, yüzyıllar boyunca çok büyük alimler, devlet adamları yetiştirdikleri medreselerinin duvarlarına, hep bu sözü yazarlarmış. Bu sözü söylerlermiş. Büyük bir imparatorluk olan Osmanlı Devleti, görünüşte çok basit ancak anlamca çok derin temeller ışığında yaşamış yüzyıllarca. İşte bu da onlardan biri, insanın hayatının her anında söylemesi gereken, bir ibret, bir hikmet, bir hakikat sözü, “BU DA GEÇER YA HU!”
Talebeler henüz acemi olduğu için usulü yordamı bilmeyebilirdi. Her şeyden önemlisi terbiyeli ve edepli olmalarıydı. Müderrisler buna çok önem verirlerdi. Devletin bekası, milletin refahı için yeni alimler, yeni müderrisler, yeni ilim adamları hep buralardan yetişecekti. Ancak dediğim gibi, önce edep ve terbiye! Bunun için hep şu söz kulaktan kulağa dolaşırdı; “EDEP YA HU !”
Tasavvuftan matematiğe, astronomiden coğrafyaya hatta tıbba kadar birçok ilim alanında eğitim veren bu medreselere sınırlı sayıda talebe alınırdı. Medresenin genel kontrolü de padişahta olurdu. Vezir ve paşalar ise medreselerin hem ihtiyaçlarını giderir hem de idari işlerini yürütürlerdi. Disiplin ve ciddiyet hat safhada olur, talebeler zorlandıkça hocaları sık sık şu şekilde seslenirlerdi; “SABIR YA HU…”
Talebeler oldukça zorlu geçen yılların ardından eğitimin sonlarına gelirler, hocaları ve çevreleri onlardaki olgunluğu bariz bir şekilde fark ederlerdi. Zorluklar, disiplin ve büyük bir emek. Özveri ile fedakarlık meyvelerini vermeye başlamıştı. Talebeler medreseden ayrılırken yeni zorluklara, yeni görevlere doğru yürüyeceklerini düşünürlerdi. Geleceğin onlara neler getireceğini hayal bile edemezken hocalarının vakarlı ses tonuyla kulaklarında şu kısa ve öz cümleyi duyarak kaderlerinin yoluna koyulurlardı;
“BU DA GEÇER YA HU…”
Hayatınız boyunca şüphesiz bazı sıkıntılar gelip sizi bulacaktır. Önemli olan bu sıkıntılara, zorluklara göğüs gerebilmektir. Sabrı ve sevgiyi yitirmemektir.
“Bu da geçecektir elbet” diyerek günümüzde pek kimsenin yapmadığı tevekkülü hatırlamak gereklidir. Ne diyelim, Allah yaramaz dilden, yaramaz gözden ve bütün yaramazların şerrinden hepimizi korusun, Amin.
Bir başka yazıda görüşmek üzere emaneti en iyi koruyan Allah’a emanetsiniz… Yazar: M. Beşir BUYRUK Tarih: 2007-12-25
|
|