
BAYRAMLAR BAYRAM OLALI
Bir Ramazan’ı daha geride bıraktık. Bereket günleri her yıl olduğu gibi bu yıl da sona erdi. Bir kez daha Ramazan Bayramı’nı kutlamanın heyecanı ve mutluluğu içinde olacağız.
Hani bayram ya. Bayramlıklar alınmıştır. Çeşit çeşit çerezler, çikolatalar, tatlılar, börekler bayramda ikram edilmek üzere şimdiden yerlerini almaya başlamıştır.
Parası olmayanlar nasıl olsa bakacak başının çaresine !
Ya da az parası olanlar, belki tatlı yaptıramayacak, çerezler, lokumlar alamayacak ama hiç değilse bu benim de bayramım diyerek en güzel giysilerini giyip sevdikleriyle kucaklaşacak. Yüreğinde bayram heyecanıyla “Hiç olmazsa bayramlarda yüzümüz gülsün” diyecek belkide?
Peki bizler, ne kadar düşünüyoruz bu insanları?
“Adam sende duygu sömürüsü yapma. Bırak şimdi bu ayakları !” diyenler oluyordur, biliyorum ama bildiğim bir başka şey daha var ki, elimden geldiğince yardıma ihtiyacı olanlara yardım ettiğimdir. Fakir insanlar acaba bayramda ne yer, ne içer? diye düşündüğümdür ! Düşündükçe de zaman zaman kendimi üzerim. Kesinlikle duygu sömürüsü ya da fakir edebiyatı yapmıyorum! Ve bir kez daha soruyorum; “Bu bayramda hangi fakiri sevindirdin? Gücün, imkanın olup ta hangi fakire yardım ettin?
Ben bunun cevabını verebiliyorum. Haydi kalkın ayağa, bir düşünün? Bu konuda ne yapabilirim diye zorlayın imkanlarınızı. Çünkü hiç kimse sormasa bile, kendi kendinize konuştuğunuzda, bari kendinize cevapsız kalmamanız için, bu vicdan muhasebesini bir an evvel yapın.
Gönül adamı, büyük şair, Abdurrahim Karakoç’un, bayramların öteki yüzü ile ilgili benim de çok sevdiğim, mükemmel bir şiirle yazıma son veriyorum. Hayırlı Bayramlar Efendim…
BAYRAMLAR BAYRAM OLALI
Güneş yükselmeden kuşluk yerine
Bir adam camiden döndü evine
Oturdu sessizce yer minderine
Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklı
Adam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı..
Eli öpüldükçe içi burkuldu
Konuşmak istedi, dili tutuldu
Güç belâ ağzından bir “off! ” kurtuldu
Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalı
Adam “he ya” dedi, gözü kapalı..
Düşündü kış yakın, evde odun yok
Tenekede yağ yok, çuvalda un yok
Yok yoka karışmış; tuz yok, sabun yok
Avrat “Bayram” dedi, eğdi başını
Adam “evet” dedi, sıktı dişini..
Çalışsa ne iş var, ne cepte para
Dağ oldu içinde büyüyen yara
Dikti gözlerini karşı duvara
Takvim “Bayram” dedi, silindi yazı
Adam “öyle” dedi, bağrında sızı..
Döndürse yönünü herhangi dosta
Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta
Aylar, yıllar, günler erirken yasta
Yer-gök “Bayram” dedi, ağzını açtı
Adam “Bayram” dedi, evinden kaçtı.. Yazar: M. Beşir BUYRUK Tarih: 2007-10-11
|
|